Kaçkarların güneyi, haritalarda görünen bir dağ silsilesinden çok daha fazlası.
Bu taraf, Karadeniz’in alıştığımız kalabalığından uzak; daha yalın ve daha sessiz. Vadiler derin, patikalar eski, mesafeler uzun ama telaş yok. Yürürken insanın önünde açılan manzaralar, hayatınız boyunca unutamayacağınız görseller olarak hafızanıza kazınacak.
Bu rotada yüksek yaylalar, buzul gölleri ve dağ köyleri birbirine bağlanıyor. Gün içinde yürüdüğümüz patikalar, yüzyıllardır kullanılan geçitler; akşamları ise, sade ama konforlu konaklamalara dönerek soba başında büyük annelerimizin hazırladığı yemeklere benzer sofralara oturuyoruz.
Kaçkarların güneyi, “bir şeyler görmekten” çok “bir yerde olmak” duygusunu öne çıkarıyor. Telefonun çoğunlukla çekmediği, sesin azaldığı, manzaranın başrolde olduğu bir coğrafya. Yürüyüş boyunca dağlar hep yanımızda; bazen uzakta, bazen hemen omuz başımızda.